Negri, Sınıf ve Çokluk

Arif Koşar

Antonio Negri, 1970’lerde İtalya’da oldukça etkili olan otonomcu düşüncenin günümüzdeki en önemli temsilcilerinden birisi. İşin reddi, sabotaj, daha sonra sivil itaatsizlik gibi mücadele stratejilerinde karşılık bulan bu perspektif, açık ya da örtülü bir toplumsal özneyi varsaydı. Negri de önce Küreselleşme Karşıtı Hareket ve Zapatistalara, sonra Arap isyanları, Gezi ve Occupy eylemlerine atıfla bu özneyi tanımladı: Çokluk…

1990’lı yıllarda işçi sınıfının bittiği, tarihin ve sınıf mücadelelerinin sonunun geldiğini anlatan egemen dogmatizmin ardından 2000’li yılların yeni mücadele öznesi olarak ileri sürülen ‘çokluk’, kapitalist toplumsal analizden sınıfları çıkarmanın yeni bir yolu olabilir mi? Evet, ancak bu sefer ‘sağ’dan değil ‘postmodern sol’dan. Belki etkisi daha dar ama daha derinden bir inkâr. Çünkü bu hayali özne vasıtasıyla siyasal tahayyülden köklü toplumsal dönüşümler çıkartılıp yerine küçük alternatif yaşam alanları konuluyor. Radikal ret ve -mikro- itaatsizlik çağrıları makro itaatle birleşiyor. Arif Koşar’ın kaleme aldığı bu kitap Negri’nin “Çokluk” kavramı üzerine bir eleştiridir.

 15,00

Kitap Detayları

Sayfa Sayısı

256

Cilt Tipi

Karton Kapak

Ebat

13,5×19,5

Basım

1. Basım (2017)

ISBN

9786058216389

Kapak Tasarım

Devrim Koçlan

Yazar Hakkında

Arif Koşar

Arif Koşar

1983 yılı Bartın doğumlu. Lisans eğitimini 1999 yılında girdiği Kocaeli Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde 2007 yılında tamamladı. 2010 yılında Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nde “Türkiye’de Çalışma İlişkileri (1923-38)” başlıklı tezi ile yüksek lisansını bitirdi. 2016 yılında aynı enstitü ve bölümde “Sınıf Analizi Kapsamında Negri’nin Çokluk Kavramı” tezi ile doktora eğitimini tamamladı. Teori ve Eylem Dergisi’nde yazar ve yazı kurulu üyesi. Özgür Müftüoğlu ile “Türkiye’de Esnek Çalışma: Kapitalist Üretim İlişkilerinde ‘Yeniden’ Esnekleşme” kitabını hazırladı.

Antonio Negri, 1970’lerde İtalya’da oldukça etkili olan otonomcu düşüncenin günümüzdeki en önemli temsilcilerinden birisi. İşin reddi, sabotaj, daha sonra sivil itaatsizlik gibi mücadele stratejilerinde karşılık bulan bu perspektif, açık ya da örtülü bir toplumsal özneyi varsaydı. Negri de önce Küreselleşme Karşıtı Hareket ve Zapatistalara, sonra Arap isyanları, Gezi ve Occupy eylemlerine atıfla bu özneyi tanımladı: Çokluk…

1990’lı yıllarda işçi sınıfının bittiği, tarihin ve sınıf mücadelelerinin sonunun geldiğini anlatan egemen dogmatizmin ardından 2000’li yılların yeni mücadele öznesi olarak ileri sürülen ‘çokluk’, kapitalist toplumsal analizden sınıfları çıkarmanın yeni bir yolu olabilir mi? Evet, ancak bu sefer ‘sağ’dan değil ‘postmodern sol’dan. Belki etkisi daha dar ama daha derinden bir inkâr. Çünkü bu hayali özne vasıtasıyla siyasal tahayyülden köklü toplumsal dönüşümler çıkartılıp yerine küçük alternatif yaşam alanları konuluyor. Radikal ret ve -mikro- itaatsizlik çağrıları makro itaatle birleşiyor. Arif Koşar’ın kaleme aldığı bu kitap Negri’nin “Çokluk” kavramı üzerine bir eleştiridir.

Kitaptan Bir Bölüm Okumak İçin

Kitaba göz atın

Download