Huzur Bozan Nasreddin

Leonid Solovyov

Huzur Bozan Nasreddin 1943, 1946 ve 1959 yıllarında sinemaya uyarlandı; Rus-Sovyet klasikleri arasındadır ve yıllardır Rusya’da ortaokul ve liselerde Dostoyevski, Tolstoy, Gogol, Turgenyev, Çehov, Gorki gibi isimlerin klasikle­riyle bir arada okunması tavsiye edilmektedir. Daha çok fıkralarıyla günü­müze gelmiş Nasreddin Hoca’nın bir solukta ve keyifle okunacak bu romanı sizi kâh güldürecek, kâh heyecanlandıracak, kâh da düşündürecek…

Kimdir Nasreddin Hoca? Gerçekten ülkenin ve insanlarının huzurunu mu bozar yoksa hükümdarların ve hükümdar takımlarının korkulu rüyası mı olur? Onun en büyük düşü, diyordu Solovyov, tüm insanların açgözlülük, kıskançlık, düzenbazlık ve kötülük nedir bilmeden kardeş gibi yaşayabi­lecekleri, kötü günlerinde birbirlerine yardım edecekleri bir dünya… Fakat o, insanların yanlış yaşadıklarını, birbirlerine baskı yaptıklarını, birbirlerini köleleştirdiklerini ve ruhlarını türlü türlü iğrençliklerle lekelediklerini üzü­lerek görüyordu. Dünyanın dört bir köşesinde ölüm fermanı çoktan yazıl­mıştı Nasreddin Hoca’nın. Her yere ajanlar salınmış, cellat takımı bıçaklarını bilemiş, bekler durumdaydı. Ölmeye niyeti yoktu Hoca’nın. Yaşamak ölüm­den daha değerliydi. Korkmuyordu çünkü biliyordu Nasreddin Hoca:

“Hakikat karşısında galip gelmek, asla yalana has değildir.”

 20,00

Kitap Detayları

Çevirmen

Sayfa Sayısı

216

Cilt Tipi

Karton Kapak

Ebat

13,5×19,5

Basım

2.Basım (2018)

ISBN

9786052283332

Kapak Tasarım

Devrim Koçlan

Yazar Hakkında

Leonid Solovyov

Leonid Solovyov

1906 yılında Rus-Arap okulları müfettişinin çocuğu olarak Trablus’ta doğdu. 1909 yılında aile Rusya’ya döndü ve 1920 yılında Özbekistan’ın Fergana Vadisi’nde yer alan Kokand kentine yerleşti. Solovyov yirmili yıllarda Taşkent’teki ‘Doğu’nun Pravdası’ gazetesinde muhabir olarak çalışmaya başladı ve görevi gereği sık sık kırsallarda, köylerde, halkın arasında bulundu. Orta Asya izlenimleri ve Orta Asya geleneklerini, kültürünü benimseyişi devamında yazar olarak da Solovyov’un edebiyat yazgısını belirlemiş oldu. Solovyov’un ilk deneme yazıları 1923 yılında daha sonradan ‘Doğu’nın Pravdası’ adını alan ‘Türkistan Pravdası’ gazetesinde çıktı. Yazarın bu yıllarda Orta Asya’nın toplumsal ve ekonomik yaşamını ele alan ‘Fergana Vadisi’, ‘Köylerden İzlenimler’, ‘Köyler’ gibi yazıları çıktı. Orta Asya’yı bir baştan bir başa dolaşan Solovyov ‘Kızıl Ham Topraklar’ dergisinde, ’Edebiyatta Özbekistan’ yıllığında ve ‘Sovyet Ülkesi’ Almanağı ve benzer yayınlarda Orta Asya folkloruna ilişkin ürünler yayımladı. Solovyov Nasreddin Hoca ile de o yıllarda tanışır. Yazar 1932 yılında Moskova’da Sinema, Senaryo ve Edebiyat Enstitüsü’nü bitirir. ‘Göçebe Konağı’ romanını yazar. V.S.Vitkoviç’le birlikte 1943’de “Nasreddin Buhara’da” ve 1946’da “Nasreddin’in Serüvenleri” filmlerinin senaryolarını yazar. Leonid Solovyov, 9 Nisan 1962’de Leningrad’da öldü. Solovyov’un en önemli ve popüler romanı olan Nasreddin Hoca Romanı: Huzur Bozan Nasreddin ilk olarak 1940 yılında yayımlandı.

Huzur Bozan Nasreddin 1943, 1946 ve 1959 yıllarında sinemaya uyarlandı; Rus-Sovyet klasikleri arasındadır ve yıllardır Rusya’da ortaokul ve liselerde Dostoyevski, Tolstoy, Gogol, Turgenyev, Çehov, Gorki gibi isimlerin klasikle­riyle bir arada okunması tavsiye edilmektedir. Daha çok fıkralarıyla günü­müze gelmiş Nasreddin Hoca’nın bir solukta ve keyifle okunacak bu romanı sizi kâh güldürecek, kâh heyecanlandıracak, kâh da düşündürecek…

Kimdir Nasreddin Hoca? Gerçekten ülkenin ve insanlarının huzurunu mu bozar yoksa hükümdarların ve hükümdar takımlarının korkulu rüyası mı olur? Onun en büyük düşü, diyordu Solovyov, tüm insanların açgözlülük, kıskançlık, düzenbazlık ve kötülük nedir bilmeden kardeş gibi yaşayabi­lecekleri, kötü günlerinde birbirlerine yardım edecekleri bir dünya… Fakat o, insanların yanlış yaşadıklarını, birbirlerine baskı yaptıklarını, birbirlerini köleleştirdiklerini ve ruhlarını türlü türlü iğrençliklerle lekelediklerini üzü­lerek görüyordu. Dünyanın dört bir köşesinde ölüm fermanı çoktan yazıl­mıştı Nasreddin Hoca’nın. Her yere ajanlar salınmış, cellat takımı bıçaklarını bilemiş, bekler durumdaydı. Ölmeye niyeti yoktu Hoca’nın. Yaşamak ölüm­den daha değerliydi. Korkmuyordu çünkü biliyordu Nasreddin Hoca:

“Hakikat karşısında galip gelmek, asla yalana has değildir.”

Kitaptan Bir Bölüm Okumak İçin

Kitaba Göz Atın

Download