Emeğin ‘Rızası’: Neoliberal Hegemonya ve İşçi Sınıfı

Nursel Tabel Arslan

Hegemonya sadece kültürel ve siyasal alanda değil, aynı zamanda ekonomik ilişkiler içerisinde de kurulabilen ve üstelik somut olarak da gösterilebilen bir şeydir. Elinizdeki bu çalışma hegemonya kavramını üst yapısal uğraklardan alıyor ve bunları göz ardı etmeden alt yapısal, nesnel koşulları da analizin içerisine dahil ediyor. Kültürel, siyasal ve ekonomik yapıları ilişkisel ve bütüncül bir yaklaşımla ele alan bu çalışma, hegemonya kavramı altında görünenleri aşıp görünmeyenlere odaklanıyor. Hegemonya üzerine düşünen ve çalışanlar için bir başucu kitabı.

 30,00

Yazar Hakkında

Nursel Tabel Arslan

Nursel Tabel Arslan

1966 Malatya doğumlu olan Nursel Tabel Arslan, Malatya Turan Emeksiz Lisesi’ndeki öğreniminden sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümü’nde lisans eğitimini, ardından ODTÜ Sosyoloji’de yüksek lisans ve A.Ü. DTCF’de sosyoloji doktorasını tamamlamıştır. Uzun yıllar Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş’de Mali Uzman olarak çalışan yazar, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığında sanayi ve teknoloji uzmanı olarak çalışmaya devam etmektedir. Nursel Tabel Arslan siyaset sosyolojisi, işçi sınıfı ve hegemonya alanlarında akademik çalışmalarını sürdürmektedir.

Bilim, “her şey apaçık olmadığı ya da her şey göründüğü gibi olmadığı” için vardır. Eğer söz konusu olan toplumsal olaylarsa bu mesele daha da karmaşık bir hal alır. Zira toplumsal gerçeklik insanlar tarafından yaratılmış ve yine insanlar tarafından değiştirilebilen bir gerçeklik olduğu için, insanlar arasındaki eşitsiz güç ve sömürü ilişkileri de bilindiğine göre, bu gerçekliğin içinin ve anlamının toplumdaki egemen sınıflar tarafından doldurulma olasılığı daha yüksektir. “Bir toplumun egemen fikirleri çoğunlukla egemen sınıfın fikirleri” olduğuna ve bütün ideolojik manipülasyon araçları egemen sınıfların ellerinde bulunduğuna göre, toplumsal olaylar da egemen sınıflar tarafından içi doldurulabilen ve bu nedenle çarpık bir biçimde insanlara sunulabilen olaylar haline dönüşür. Egemen sınıflar ancak bu yolla, kendi öznel çıkarlarını tüm toplumun genel çıkarlarıymış gibi sunup ezilenler üzerinde hegemonya kurabilirler.

Ne var ki hegemonya sadece kültürel ve siyasal alanda değil, aynı zamanda ekonomik ilişkiler içerisinde de kurulabilen ve üstelik somut olarak da gösterilebilen bir şeydir. Elinizdeki bu çalışma hegemonya kavramını üst yapısal uğraklardan alıyor ve bunları göz ardı etmeden alt yapısal, nesnel koşulları da analizin içerisine dahil ediyor. Tasvir etmekle yetinmediği hegemonya kavramını, bu gerçekliği belirleyen nesnel toplumsal güç ilişkileri içerisinde anlamaya çalışıyor. Kültürel, siyasal ve ekonomik yapıları ilişkisel ve bütüncül bir yaklaşımla ele alan bu çalışma, hegemonya kavramı altında görünenleri aşıp görünmeyenlere odaklanıyor. Hegemonya üzerine düşünen ve çalışanlar için bir başucu kitabı.