18. Hücre

Ali Eşref Dervişyan

Ömrünü edebiyata adayan Ali Eşref Dervişyan hem İran dili ve edebiyatı hem de İran Yazarlar Birliği için verdiği mücadeleyle bilinir. Gerçekçi yazımıyla İranlı Charles Dickens olarak anılmaktadır. Yazdığı öykülerden ve siyasi faaliyetlerden dolayı da Şah rejimi tarafından hapse, işkenceye, sansüre maruz kalır. Her şeye rağmen yazmaya devam eder. Şah’ın işkence evlerinden de 18. Hücre adlı romanı ortaya çıkar.

 15,00

Kategoriler: ,

Yazar Hakkında

Ali Eşref Dervişyan

Ali Eşref Dervişyan

1941 Kirmanşah doğumlu yazar, Fars Dili ve Edebiyatı ile Eğitsel Psikoloji bölümlerini bitirdi. 1971-78 yılları arasında, “Bu Vilayetten” adlı öyküsü ve siyasi faaliyetlerinden dolayı üç kez hapse mahkûm edildi. Şubat Devrimi sırasında, halkın hapishaneleri işgal etmesi sonucu serbest kaldı. İran Yazarlar Birliği kurucularından olan Dervişyan’ın eserleri İngilizce, Fransızca, Kürtçe, Rusça, Türkçe, Almanca ve Ermenice gibi dillere çevrildi. 2017 yılında Tahran’da hayatını kaybeden yazarın eserlerinden bazıları şunlardır: “Bu Vilayetten”, “Ekmek Mevsimi”, “Koğuş Öyküleri, “Hoyrat”, “Samed Behrengi Anısına”, “Çağdaş Kürt Kısa Öykü¬cülüğü”, “İran Halk Masalları Sözlüğü”, “Abşûran”.

Ömrünü edebiyata adayan Ali Eşref Dervişyan hem İran dili ve edebiyatı hem de İran Yazarlar Birliği için verdiği mücadeleyle bilinir. Gerçekçi yazımıyla İranlı Charles Dickens olarak anılmaktadır. Yazdığı öykülerden ve siyasi faaliyetlerden dolayı da Şah rejimi tarafından hapse, işkenceye, sansüre maruz kalır. Her şeye rağmen yazmaya devam eder. Şah’ın işkence evlerinden de 18. Hücre adlı romanı ortaya çıkar. 18. Hücre, yoksul ve her şeyden habersiz bir ailenin kendini bir gece Şah rejiminin zindanlarında bulmasını konu alır. Yazar biçim kaygısı gütmeden gerçekleri olduğu gibi yansıtmaktadır. İran’daki Şah döneminin acımasızlığını, faşizmin gerçeklerini ve insan onurunun nasıl da ayaklar altına alındığını tüm çıplaklığıyla okurla paylaşır.

“Büyükanne, nefesi daralarak koştu, ardından da baba. Kendi hücrelerinin kapısına geldiler. Ahmed’in gözü hücrelerinin kapısındaki sayıya takıldı. Kapıdaki 18 sayısı büyükçe yazılmıştı.“